sanki kuslar hep gündüz ötermis gibi gelir bana, her ne hikmetse… belki de kulaklarim gündüz seslere açik, özellikle de disariya. bahcede yapraksiz kalmis agaca yuva yapmis bir kus ailesi. her gece yataga girdigimde, etrafin sessizligi içinde seslerini duyuyorum. enteresan geliyor, alismamisim. böyle bir seye alismamis olmama da sasiyorum. uyumaya hazirlanirken ninni gibi geliyor ötüsleri…

Advertisements

sinavlar bitti, ben de bittim. yagmurlar da yagmaya basladi… yakinda soguklar da bastirir. minibuslerin camlari bugulanmaya baslar, hararet basar… kis yaklasir, biz de bahari gözler dururuz… günesin kendini gösterdigi kisa zamanciklarda sokaklara birakiriz kendimizi. her zamanki olagan kis manzaralari, hayatin devridaimi…

bazen dünyaya kedi, köpek disinda bi hayvan olarak gelsem ve herhangi bi hayvanat bahçesinde ikamet etmek zorunda kalsam ne kadar kötü hissederdim kendimi diye düsünürüm. bazen dar bazen genis olsa da neticede kafeslerde yasiyor olurdum. insanlar garip garip bakip, salak salak seyler söylüyor olurlardi… nasil dünyada türlü cins insanlari bi yerlere kapatip sergilemiyorsak, hayvanlara da böyle seyleri reva görmemeliyiz. hani maksat onlari korumaksa, önce kendimizi terbiye etmekten baslasak.

birkaç gündür gazetelerde okuyorum, yeni hükümet bütçe açiklari için o bilinen çözüm “bedelli askerlik”i uygulamasi düsünüyormus. oldukça haksiz buluyorum. eger ortada begeniriz ya da begenmeyiz(begenmeyenler sinifindayim) bir görev varsa, parali olup olmamak bir kriter kabul edilmemeli. “paran varsa yasa, harca hatta askerden bile kaytar.” zaten hayatin pek çok asamasinda esitsizliklerle karsilasirken, bi yenisini eklemenin belki ekonomiye yarari olabilir ama insanlar arasi iliskilere pek de faydasi olmaz diye düsünüyorum.

sinavlar yaklasti. içimde kötü bi his var, yazacak da bisi yok…

yeni gelecek hükümetten ilk icraat olarak, kamu yararini gözeterekten semsiye kullanimini yasaklamasini beklerim. kisin bastirmasi, yagmurlarin artmasi dolayisiyla biricik pek de iyi göremeyen gözlerimi kaybetme korkusuyla yasiyorum. insanlardan semsiyeler toplanmali, yerlerine bere, yagmurluk vs… dagitilmali. adam yoksa gönüllü yardimci olmaya hazirim.

bugün gidip oyumu kullandim, sonra parmagimi mor bi boyayla boyadilar. hindistan’dan gelmis diyorlar, bana saçma geldi ya da komik… bi boyayi bile disarilardan getiriyorsak, düsünmek lazim azicik. ayrica pusula/zarf oranini pek dikkat etmemis olsa gerek, sigdirmak biraz çaba gerektirdi.
yalniz sandik gorevlisi olma düsüncemden de vazgeçtim bu arada. tüm gün otur bi kutunun basinda, sonra her gelene anlat detaylari, uykusuz kal vs.. fazla para da alamiyorlardir üstelik. tv’den seyretmek kafi görünüyor, daha içerisine girmeyelim.