yilbasina 2 gün kaldi, tv’ler reklamlarini yapmaya basladi… kim nerede, hangi eglence kaçirilmamali vs. mühim mesele anlasilan. yalniz bu programlarda enteresan olan, çogunun banttan yayinlanacak olmasi. aslinda kutluyor olacaklar, tepinip duracaklar o saat ama kurgu icabi. inandirici olur mu bilemiyorum, seyre dalanlara kalmis… kutlar gibi ama olmus bitmis, sevinir gibi ama geçmis gitmis olacak. olanlar zavalli hindilere…

Advertisements

ünlü bir sporcu olsaydim, ve yaptigim sporun bilgisayar oyunlari heryerde kapisilsaydi… bilgisayarciya gidip alsaydim ben de bi kopyasindan. otursaydim ekran basina, yüklemenin tamamlanmasini bekleseydim. sonra kendimi görseydim ekranin içinda, adimi okusaydim. üstüste basketler kaçirsaydim, penaltiyi auta yollasaydim… küfretseydim ben de kendime, ne kadar kazmayim diye. aslinda neden bekliyorum…

kitap fuarina gittim bugün. kalabalik, karmasa, tabii binlerce de kitap… dari ambarina düsmüs tavuk gibi hissettim kendimi. daha evvelden liste hazirlamistim, gidince sapitmayayim diye. tabii her zaman basima geldigi gibi liste kagit üzerinde kaldi… alakali alakasiz sayfalari toparladik torbalarin içine. okuyacagiz bakalim, en yakin kitap fuarina daha 1 yil var.

insanlar gibi, dünyadaki pekçok yapi da birbirine benziyor huylariyla, davranis kaliplariyla… tipki barcelona ve fenerbahçe’de oldugu gibi. y.ulug’un yazisini okuyunca dikkatimi çekti. yasananlar, baskanlarin-taraftarlarin olaylara reaksiyonlari, medya vs… para var, ün var, bi nebzeye kadar futbolcu da var. ama istikrar yok, mutluluk da… sanirim asiri ciddiye alma, sabirsizlik, açgözlülük; ayni bizim duygularimiz gibi. aslinda futbol hayatla pekala örtüsüyor.