arabay? gölgelik bir yere çekip klimay? da açt?ktan sonra serinli?in koynuna dalmak istiyorum. normal dönemlerin tatl? tembelli?inin ceremesini hararetli okul yolculuklar?yla ödüyorum bu aralar.

zaman?nda do?ru laf etmi?ler; “bugünün i?ini yar?na b?rakma, özellikle yaz aylar?na” diyerekten…

Advertisements

yaza girince kitap okumak için hayli vaktim oluyor. normal zamanlar?n harala gürelesi içinde f?rsat bulup da okuyamad?klar?m? aradan ç?kar?veriyorum ?u s?ralar.
sat?n alal? neredeyse 1 y?l olmas?nda ra?men bi türlü ba?layamad???m “modern ça?da sava? sanat? 1815-2000″, daha evvel (yakla??k bir sene önce) okudu?um “top, tüfek ve süngü”nün devam?. ilk kitap gibi bu da yüzy?llar içerisinde teknolojinin geli?mesiyle beraber artan silah niteli?ini ve bu silahlar?n sava? stratejileri üzerindeki etkilerini konu al?yor. en çok ilgimi çeken k?s?mlar; 1. ve 2. dünya sava?lar?yla bosna sava??’n?n analiz edildi?i bölümler.

?u an bakt???m?zda gayet normal gibi görünen taktiklerin ve davran??lar?n zaman içerisindeki evriminin ayr?nt?lar?n? ö?renmek ilgi çekici. bilhassa teknolojinin günlük hayata girmesindeki ve etkin bir rol oynamaya ba?lamas?ndaki en önemli sebeplerinden birinin sava?lar olmas? dü?ündürücü.

insan ister istemez “insanl?k tarihi bu kadar yo?un bir sava? geçmi?ine sahip olmasayd?, günümüz teknoloji ve refah seviyesine ne kadar yakla?abilirdik acaba?” diye sormadan edemiyor.

mor ve ötesi’nin son cd’sini ald?m, oldukça ho?uma gitti. medyada hayli yer almas?ndan dolay? ister istemez isimlerine iyice a?ina olmu?tum, daha evvel dinleme f?rsat?m da olmam??t?. müzikle fazla ha??r ne?ir de?ilim(zaten siteye “müzik” ba?l??? alt?nda yazd?klar?m?n say?s?ndan da anla??l?yor), ama ?ark?lar?n müzikal kalitesini ortalaman?n üzerinde buldum.

baz? albümlerde ?ark?lar?n tarzlar?, melodiler (sözler d???nda) birbirine benzer; yaln?z “dünya yalan söylüyor” albümü için bu hisse kap?lmad?m. parama k?yabilirsem e?er önceki albümlerini de denemek istiyorum.

daha evvel yaptigim ?ile gezisi’nden sonra eksik parçayi a?va’yla tamamladim. bu sefer mevsim yaz olunca denize girme imkan? da buldum. asl?nda “dalgalarla bo?u?tum” desem daha do?ru olur; hava hayli s?cak olmas?na ra?men karadeniz kendi klasi?ini sahneledi…

a?va, ?ile’ye nazaran daha küçük bir yer. ayr?ca ula??m da daha me?akkatli. ?ile’ye kadar düzeltilen ve geni?letilen yol a?va’ya kadar uzat?lmam??; bu yüzden dolambaçl? sahil yollar?nda hem zaman?n?z? kaybedebilirsiniz hem de mideniz epeyi bulanabilir. beykoz tepelerinden al???k oldu?um için beni fazla etkilemedi.

sözün özü; bir kaç gün kalmak için ho? olabilecek a?va, günü birlik gidildi?i zaman insanda olumlu izlenimler b?rakmayan bir mekan…

insanin kendi memleketinde bile doya doya dolasabilmesi için herbiryere para bayilmasi lazim anlasilan… yazin sicaginda kültürel-tarihi bir aktiviteye girip dolmabahçe sarayi’ni dolastim. pöfür pöfür esen rüzgar esliginde sarayin bahçesi sicaklara deva olacak cinsten.

yalniz hani ögrenci olmasak kapidan söyle bi göz atip geri dönmek isten bile degil. “normal” ahali sarayin her kösesini(tüm bölümler ayri ayri “pazarlaniyor” nitekim, saçmalik) gezebilmek için 20 milyon, ha bir de dogal olarak fotograf çekmek isterse üzerine bir de 6 milyon vermek zorunda. leziz!…
sicak yaz günesi altinda soguk bir dus etkisi… devlet baba, sen çok yasa!