bundan neredeyse 1 yil once yine 2. dunya savasiyla ilgili bir kitap hakkinda yazmisim buraya; gunter grass’in “yengec yuruyusu”… insanlarin ilgisini pek cekmeyen wilhelm gustloff gemisinin batirilisiyla alakaliydi. simdiki de yine ragbet gormeyen (en azindan muadilleri kadar) bir olay hakkinda, subat 1945’teki dresden bombalamasi… olu sayisinin 100000 oldugunu iddia ediyor bazi kaynaklar. tabi olenler alman olduklari icin dunyadan pek de ilgi gorememisler anlasilan. yazar ise oldukca meshur, kurt vonnegut. daha evvel “hokus pokus” kitabini okumustum, dunyanin onde gelen satiristlerinden biri sayiliyormus. (amazon.com’un yalancisiyim)

neyse, hikaye dunya savasi sirasinda almanlara esir dusen ve savas mahkumu olarak bombalama sirasinda dresden’de “mezhaba 5″de ikamet etmekte olan haci billy’in (billy pilgrim) gozunden anlatiliyor. aslinda kitap vonnegut’un kendi yasamindan da izler tasiyor, zira bombalamayi bizzat yasayan amerikan esirlerinden biriymis o vakit. billy amerikalilarin kullanmak konusunda pek de ketum davranmadiklari tabirle tam bir “loser”. vur ensesine al lokmasini biri iste. ara sira zaman yolculuklarina da cikiyor, trafalmodore gezegenine.

kitabin arkasindaki olagan gaza getirici yorumlardan birinde soyle diyor; “a funny book at which you are not permitted to laugh, a sad book without tears”. ben ilk onermeye ister istemez zaman zaman uyamasam da, ikincisinin dogru oldugunu kabul ediyorum :)

turkce’de yok ne yazik ki bu kitap; neredeyse tum vonnegut kulliyatini cevirmis olmalarina ragmen bunu pas gecmelerine pek anlam veremedim acikcasi. bunu da konuya olan ilgisizlik olarak algiladim nedense. istanbul’da robinson crusoe’da vardir heralde, ilgilenenler icin :)

Advertisements

“ingiltere’nin neresine alisamadin?” diye sorsa biri; ne insanlarina, ne yemeklerine, ne havasina ne de ucuk kacik fiyatlarina derim… belki de akla en son gelecek seyi yani ders calismasina alisamadim diye cevap verebilirim. tabi bu durumun tarihi bir arkaplani var, zira ist uni’deyken pek de caliskan bi ogrenci degildim. hatta tembel yaftasi yemistim bir takim kendini bilmez cibilliyetsiz tarafindan, cok da kotu olmayan (bana gore tabi) 2,8 ortalamayla bitirmeme ragmen. :) sanirim bundaki en buyuk neden matematik dersini 5. alisimda gecebilmem; bi ara zaten sirf bu yuzden derin bi piskoza girmistim, salak miyim lan ben diye :)
neyse, simdi boyle zirt pirt vuku bulan odevlere, sunumlara falan alisamadim daha. bir amac belleyerek kitap ya da makale okumayi sevmiyorum nedense, halbuki ayni seyleri baska bir ortamda seve seve okuyacakken. durum budur nitekim. bu satirlari yazmamda pek de basarili gecmeyen 3 saatlik bi sinavdan cikmis olmamin payini da inkar ediyor degilim :)

4 ay sonra ilk defa bi pilav yapayim dedim; zira pizza ve makarna’dan gina geldi artik. alternatifler cogalsin en azindan… neyse tam bekledigim gibi pilav pilava pek benzemedi. hani genelde filmlerde olur, mahkumlara yemek saatinde tabaga dustugunde lopcuk diye ses cikaran bir sey verirler. lapa gibi… aynen oyle oldu efendim. yedim tabi, ac kalmaktan iyidir. tarifte bi sorun var, ya da suc pirincler de.

neyse, bu maci geride biraktik, artik onumuzdeki maclara bakiyoruz. cikisa gecmemiz lazim.

vega’nin son albumu harbiden guzel olmus. daha evvel pek cok yerde yazildi cizildi ama ben de soyleyeyim dedim; icimde kalmasin… en guzel sarki olarak da ‘elimde degil’i ilan ediyorum. kendilerine bi paket ‘fish and chips’ yolluyorum.

ingilizler bazi geleneksel seyleri kolay kolay terk edemiyorlar sanirim, her turlu teknolojik yenilige ragmen. misal burada hala pek cok yerde vhs kaset bulmak mumkun, hatta bunlari kiralayan buyuk magazalar var. ragbet goruyor demek ki…
bir de nedense sicak ve soguk su musluklarini inatla ayri yapmaya devam ediyorlar. hani eskiden kalmis evlerde tesisati degistirmek zor olabilir, anlarim. ama yeni dosenmis evler de dahi bunu gorunce bastaki gelenek kismina geliyoruz. sabah kalkip yuzumu yikarken hizli davranmam lazim; ya buz gibi suyla hasir nesir olacagim ya da kaynar suyla… ‘bugun hangisini secsem acaba?’.
ayni durum mutfak icin de gecerli ve dogal olarak zaten iskence olan bulasik yikama daha bi katlanilmaz hale geliyor. ben de haftalik yikayacagim bundan sonra :)

back in town

2 haftayi biraz gecen tatilden sonra koyume geri dondum :) gecen zaman icerisindeki en onemli fark, turkce klavyeden ingilizce klavyeye gecis oldu sanirim; bilgisayar degisikligi yuzunden. istanbul’a gelir gelmez havayi soguttum, donerken de tersi… burasi her zamanki gibi gri bulutlar ve yagmurla karsiladi beni. sasirmadim nedense :)
ders calismak lazim tabii, 2 hafta istanbul uni ogrencisi modunda takildigimdan dolayi…