ingilizlerin sekere olan tutkularindan sanirim daha evvel burada bahsetmemistim. evet, tutku diye tarif edebilecegim bir iliski ayan beyan ortada, ingilizler ve seker arasinda. bi kac ornek vererek konuyu daha anlamli kilayim. bu husustaki ilk tecrubem, buraya gelisimin hemen baslarindaydi. havalar soguk, canim haliylen corba icmek istiyor. [corba yapmayi bilmedigimi eklemeye gerek duymuyorum ama iste eklemis bulundum artik] markete gidip hazir corba aliyorum; domates, tavuk vs. dogal olarak ‘icindekiler’ kismini okumuyorum, bi corbada ne olabilir ki diye. neticede bi guzel domates corbasini isitiyorum, ve ilk kasigi aldigimda o inanilmaz tat dilimi damagimi titretiyor. basbayagi sekerli domates corbasi… hatta domates mi var icinde diye supheye dusuyorum, o kadar seker var yani icinde.

ikinci tecrubem, bu sefer konserve kuru fasulye ile oluyor. ingiltere’de bayagi bi kurufasulye piyasasi var bu arada belirteyim. ‘english breakfast’tin onemli uyelerinden, sabah sabah nasil gidiyorsa artik. yine hazirliyorum, ilk kasigi aliyorum; evet bu da yine sekerli kurufasulye. insanligin bu sekilde evrimlesebilecegine inanamadim haliylen o ilk bi kac saniyede. sonra, kabullendim tabi ve bi daha da konserve hic birsey almadim.

bi de test ettigim kadariyla, cikolatalar da turkiye’dekine gore daha tatli. baz aldigim cikolatalar nestle kitkat ve twix. turkiye’de rahat rahat 2 tane ustuste yiyebiliyorken, buradakilerden sadece 1 tanesi beni baymaya yetiyor. etrafta o kadar obez olmasinin sebebi de bu olsa gerek.. bi de neredeyse her markette ananasli pizza satiyorlar, bunu da tatli istegine baglayabiliriz sanirim :)

bu sefer herhangi bi sarki degil de yaklasan dunya kupasiyla ilgili bi mp3 linki vermek istiyorum; 1998 hollanda-arjantin macini anlatan spikerin bergkamp’in muhtesem golune [flashback!] verdigi reaksiyon. ahanda link; http://web.archive.org/web/20060710184637/http://blogfc.com/gelder.mp3

Advertisements