bir şeyler yazmayalı neredeyse 1 ay oldu. en önemli sebep teze yoğunlaşmam ve buna bağlı olarak da yazmaya değer herhangi bir olayın etrafımda cereyan etmemesi. diyebileceğim şudur ki, geride bıraktığım 2 ay (ağustos ve eylül) hayatımda geçirdiğim en sıkıcı ve sabırsızlıkla dolu 2 aydı. netice itibariyle iyi ya da kötü tezi 23 eylül’de öğrenci işlerine teslim edip southampton ve ingiltere dosyasını şimdilik kapamış bulunuyorum. ileride olur da bu dosya tekrar açılırsa, ancak turistik amaçlarla olur ve büyük olasıkla gezi güzergahında southampton bulunmaz. sevdiğin insanla londra’da dolaşmak kulağa kesinlikle daha hoş geliyor. :)

bu yüzden bu blog soton etiketine sahip son yazılardan biri olacak. belki daha sonradan istanbul diye bi kategori de açabilirim, kim bilir. yazacak daha enteresan şeyler bulabilirsem elbette. şimdilik, istanbul’la ilgili yoğun trafiğe ve insan kalabalığına alışmam gerekecek; mecidiyeköy-beşiktaş arasını 1-1.5 saatte almaya örneğin…

ingiltere’yle ilgili çok fazla şeyi de özleyeceğimi sanmıyorum açıkçası. bir liste yapmam gerekirse de ilk sıraya kesinlikle internet hızını koyabilirim. 5 dakikada bir divx’i indirebiliyor olduktan sonra 256 kb adsl ile haşır neşir olmak, anlaşılacağı üzere kesmiyor. geldiğimden beri internete bile girmiyorum doğru düzgün. zaten işin aslına bakarsak, internette olmamın asıl sebebi de artık interneti kullanmama gerek olmayacak kadar yakında. iyi bir gelişme..

işin garibi, 1 sene geçse bile fenerbahçe’de çok da bi gelişme olmamış, ’nolcak bu fenerin’ hali muhabbetine bıraktığım yerden devam edebilirim.

<!– –>

Reklamlar