Tatil günlüğü

geçtiğimiz cumayı da içine katarak 9 günlük bir tatile çıktık; zaman zaman yorucu olsa da keyifli ve güzel bir tatildi diyebilirim. tatilin güzelliği, klavyenin başına oturmak zorunda kaldığım bir pazartesi sabahında pek bir anlaşılır oluyor. uyku düzeninin yerine oturabilmesi için bir kaç gün daha beklemek gerekecek sanırım. notlar ise şu şekilde;

  • yeni bir hanımköylü olarak kütahya’da geçirdik bu bayramı. çok kısa süre kayınpederin evinde, daha uzunca bir süre ise emet’te bu sene açılmış, güzel ve temiz bir termal tesiste kaldık. sıcağı ve kaplıcayı sevenlere tavsiye edilebilir.
  • otobüs yolculuğu oldukça yorucu oluyormuş. 9 saatlik bir gece yolculuğu bünyeye biraz ağır geldi. bir de üzerine, gecenin 3’ünde hemen bir arkadaki koltukta cıv-cıv-cıv gameboy/tetris karışımı bir aletle oynayan velet de eklenince zor sahiden. ağlayan bebekler de işi pek kolaylaştırmıyor ayrıca.
  • otobüsün muavini biraz garip ve hafif asabiydi. sonlara doğru “simav’a ne zaman gelecegiz acaba?” diye soran yolcuya, “geldik ya!” diyebildi hiç çekinmeden.  
  • termal tesis/kaplıca olunca, lobide, bahçede ve geri kalan heryerde 60-70 yaş ortalamalı bornozları ve şıpıdık terlikleriyle dolaşan çok sayıda insan da bulunuyor haliylen. daha uzunca bir süre bornoz giyen bu kadar insanı aynı görebileceğimi pek sanmıyorum. estetik değildi kesinlikle!
  • bir de bizim millet sahiden beleş olayını çok seviyor. otelde her gün saat 3’te çay ve kek servisi oluyordu, insanlar arada midelerine bir iki bir şey atıp, oturup konuşsunlar diye. ama çay makinasının önünde oluşan uzunca kuyruklar, tepeleme doldurulmuş tabaklar, kavga dövüş pek bir acayip kaçıyor. bunu yapanlar, sabah ve akşamları açık büfe de neler yaptı varın siz tahmin edin… açık büfe, türk halkına yasaklanmalı zannımca.
  • dönüş bileti ile ilgili olarak garaj’a gittiğimde şöyle bir diyaloga şahit oldum. dumur ediciydi; orta yaşlı bir bayan şunu sordu görevliye; “saat kaçta tavşanlı’ya araba var?”, cevap “5’te, 6’ta ve 9.30’da.”. lakin bu yeterli olmamış ki, kadın tekrardan “saat 7’ye bilet yok mu?”. şuna benziyor bu durum; biri sizden birşey ister ve akabinde “yok ne yazık ki” dersiniz, karşıdaki “hiç mi yok?” gibi hayat karartıcı, mavi ekran verdici bir sözle karşılık verir.
  • kütahyalılar ne iğrenç bir otobüs şirketidir öyle. internetten bilet alıp, ekstrenize harcamayı yansıtırlar. ama siz bu bileti iptal ettirmek istediğinizde, “sistem ne yazık ki internetten alınan biletlerin iadesini mümkün kılmamaktadır” gibi mantıksız bir cevap alırsınız. ve binmeyeceğiniz bir otobüs biletini iptal ettirmek için, tatilde adamlarla 4 gün uğraşır durursunuz. duvara laf anlatmak kadar yorucuydu.
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: