Bir tatil durağı: Trabzon

Bu aralar sık sık fırsat doğuyor da bir yerlere gezmeye gidebiliyorum. Tabii şimdi iş ya da diğer nedenlere yoğunluğa sahip olup bunu yapamayanlara nazire yapmak istemem; zira bu arada bir denk gelen bir durum. Ünlü Türk düşünürü ve aynı zamanda panter kaleci Hayrettin Demirbaş’ın da dediği gibi “Kısfmet…” nihayetinde!

Arkadaşların düğünü vesilesi ile 3 günlüğüne Trabzon’a gitme ve bol bol dolaşma fırsatı doğdu. 19 Mayıs da hafta içine denk gelince haftasonunu birazcık uzatıverdim. Bu arada; “Tanrı resmi tatilleri kutsasın!”… İşin eğlenceli kısmı Trabzonspor Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri içindeki sporcu kampında kalmaktı; bina antreman sahasının hemen yanındaydı ama yine de Yattara’yı göremedim mesela. Bir de aynı binada Romanya genç ya da ümit boks milli takımı da kamp yapıyor olunca etrafta yeni yetme sporcular ve onların “teenage” davranışlarıyla muhatap olmak ilginçti.

Trabzon’a gidecekler için tavsiye edebileceğim yerler ve yemekler var tabi. Elbette 3 gün içerisinde görebildiğim kadarıyla… Şöyle:

  • Sümela Manastırı ve çevresi kesinlikle fotoğraflarda göründüğünden çok daha güzel. Bilhassa 1 saat süren kan-ter içinde kaldığınız bir tırmanışın akabinde en tepeye varıp aşağıdaki vadi manzarasını görmek mükemmeldi. Karadeniz olması nedeniyle yeşilin her tonu vardı diyebilirim. Yalnız işin acı tarafı, Manastır’daki çizimlerin ve eserlerin çoğunun zaman içerisinde hayli tahrip edilmesi idi. Memleket insanı yine kendini belli edip her yere isimlerini kazımıştı.
  • Sümela Manastırı yolunda meşhur Maçka’da durup bir kahvaltı yapmanızı tavsiye ederim. Gürül gürül akan derenin kenarında açık havada yeme performasınıza hayret edebilirsiniz. Nitekim ben ettim, biliyorum! Çok yeniyor… Bu arada belirtmek lazım ki yöresel bir lezzet olan “Guymak”ı bayağı bir beğendim; biraz yağlı olsa da güzel. Zaten zararlı şeylerin çoğunun tadı güzel olmuyor mu?! Altın kural…
  • Onun dışında Zigana Geçidi’ne doğru çıkıp yolun üzerindeki Hamsiköy’e de uğramanız yararınıza olacaktır. Çünkü bu sayede meşhur “Hamsiköy Sütlacı”nı tadabilirsiniz. Kabul ediyorum “bir sütlaç ne kadar güzel olabilir ki?” sorusu kulağa mantıklı gelecek; ama cevap Hamsiköy Sütlacı’nda saklı… Gittim, gördüm ve yedim.
  • Gidip görülecek mekanlar konusunda ise şunları tavsiye edebilirim: Ayasofya kilisesi, eskilerin ünlü tüccarı Konstantin Kabayanidis’in Atatürk tarafından da kullanılan yazlık köşkü ki mimarı açıdan çok şık bir bina burası ve merkezde yer alan Kostaki Teophylaktov’a ait 1800’lerin sonunda inşa edilen fakat günümüzde Etnoğrafya Müzesi olarak düzenlenen bina.
  • Trabzon’a gidip de Akçaabat’a uğramadan olmazdı tabii. Meşhur Akçaabat köftesinden yedik; fakat beğenmekle beraber çok da bir esprisi yok gibi geldi bana. Güzel bir köfte neticede ama o kadar.

Gezi ile ilgili bir kaç fotoğraf koymak isterdim ama üşengeç bir insan olduğum için şu an hepsi makinanın içinde bilgisayara atılmayı bekliyor. Zor yani…

Reklamlar