Bridgestone F1 Deneyimim

Haftasonu düzenlenen Formula 1 Türkiye GP’si hakkında, iş güç arasında ancak vakit bulup bir şeyler yazabiliyorum. Sevgili Yalçın Pembecioğlu‘nun kendi otomobil blogu carluvr.com‘dan duyurduğu ve bizatihi aracılık ettiği bir etkinlik çerçevesinde Bridgestone’nun davetlisi olarak hafta sonunu İstanbul Park’taki etkinliklere katılarak geçirdim. Bilhassa Cumartesi tüm gün, Paddock Club ayrıcalığı ile F1’in zevkini doya doya çıkarabildim diyebilirim. Ferrari’nin garajını ziyaret etme, pitte özgürce dolaşıp bol bol fotoğraf çekebilme, pit-stop antremanlarını 1-2 metre yakından izleyebilme ve hatta Toyota’nın pilotu şahsen pek bir beğendiğim Jarno Trulli’ye dokunabilme gibi imkanlara sahip olmak sanırım her F1 tutkunun hayalidir desem yanlış olmaz.

Start Finish düzlüğü

2 sene önce bir F1 yarışını ilk kez canlı gözlerle izleme imkanı bulmuştum; fakat o zaman fiyat açısından da en uygun olan Bronz Tribün’den takip etmiştim, -ki öyle F1’in tam manasıyla zevkine varabilmek için yeterli değil. Ama tabi o muhteşem motor seslerini ve vites değiştirmeleri vs. duymak harikaydı. Ama bu sefer F1’in bir nevi sahne arkasına bir bakış atma fırsatını yakaladım ki tadı apayrıydı. Tabi bu sayede sadece tribüne gelerek fark etmenin imkansız olduğu F1 organizasyonunun büyüklüğünü ve profesyonelliğini de görmüş oldum. Düşünün bu öyle bir profesyonel bir organizasyon ki Paddock Club dahilinde çalışan neredeyse herkes F1 yarışları ile birlikte dünyayı dolanıyorlar. Garsonundan tutun da simülatör oyunlardan sorumlu olan görevlilere kadar neredeyse herkes yabancı. (Elbette aralarında Türkler de bulunuyor)

3608330884_cc9e23071b

Cumartesi etkinlikleri içerisinde ise en çok pit-stop antremanlarından etkilendiğimi ifade etmeliyim. İşlerine karşı göstermiş oldukları ciddiyeti ve aynı anda 2o’ya yakın kişinin aracın başında görevlerini kusursuz ifa etmelerini izlemek ilginçti. Bir de o işi yapabilmek için iyi bir kondisyona ve vücuda ihtiyaç olduğunu da farkettim! Yaptıkları bir nevi ağır işçilik zira…

3607437913_5f848eca56

Pazar gününkü asıl yarışı ise İstanbul Park’ın en eğlenceli tribünü sayılabilecek Silver 8’de izledim. Yarış hakkında fazla bir detaya girmeye gerek yok; zira zaten neler olup bittiğini yarıştan haberdar olanlar bilecektir ya da internet sitelerinden öğrenbilirler. Benim yarışın haricindeki gözlemlerim ve deneyimlerim ise şu şekilde:

  • İzleyici sayısı hakikaten oldukça azdı. Aslında yarıştan önce bu manada bir tahminim vardı ama bu kadar az olacağını da düşünmemiştim. Bronz tribünler neredeyse bomboştu; ve sebebini bilmediğim bir nedenden dolayı da Silver 7 tribünü tamamen kapalıydı. Zaten yarış sonunda okuduklarıma göre yaklaşık 40,000 kişi pistte imiş. 2005’teki ilk yarışta neredeyse 150,000 kişi olduğuna göre 5 senede inanılmaz bir düşüş söz konusu.
  • Bunun birincil sebebi fahiş biletler diye düşünüyorum. Örneğin benim izlediğim Silver 7’de yarış günü için bilet fiyatı tam 350 TL idi, ki bu yarışmayı kazanmasaydım hayatta bu kadar para veremezdim. Yerel seyirciyi F1’e çekebilmek ve motorsporlarına ilgi duymasını sağlamak için fiyatların biraz daha makul seviyelere çekilmesi gerekli. Yoksa her sene katılımcı azalacak ve korkarım ki yarın bir gün İstanbul F1 takviminden çıkarılacak gibi duruyor.
  • Piste araba yerine İETT’nin düzenlediği seferler ile gidip geldim. Gidiş oldukça rahat olsa da dönüşte klimasız bir otobüse binmek ve bir de üzerine yolu tam bilmeyen bir şöföre denk gelmek gibi talihsizlikler yaşadım. Fakat neticede katılımın da azlığı nedeniyle ulaşımda pek bir sorun kalmamış.

 Tekrardan bu imkanı sağladıkları için Yalçın’a ve Bridgestone’a teşekkür etmek isterim. “Once in a lifetime” hesabı…

Advertisements

2 Comments (+add yours?)

  1. Yalçın Pembecioğlu
    Jun 10, 2009 @ 13:28:38

    Ben de otobüsle gidip döndüm. Dönüşte klimalıydı araç ama ayakta kaldım. Yine de 1 saatte döndüm ki bir İstanbul Park dönüş rekoruydu bu benim için.

    Yazı için çok teşekkürler. Bu deneyimi tadını gerçekten çıkartanlar yaşadığı için ben de çok mutluyum, ayrıca hala zevkten sarhoş gibiyim cumartesi günü yüzünden.

  2. sacid
    Jun 11, 2009 @ 00:10:14

    çok güzel bir deneyim olmuş gerçekten, güvenlik aracıyla pistte bir tur atmadığın kalmış sadece :)

    korkarım istanbul park’ı daha uzun süre seyredemeyeceğiz. bu gidişle tribünler hep boş kalacak. bizim gördüğümüzü göremeyen yöneticiler büyük zararlara engel olamayacaklar. sonra atıl yatırım kategorisine taşınacak herşey.

    oysa ne var bilet ucuzlatılsa, hele ki kriz ortamı millet para harcamamak için kasıyor. sürümden kazanmanın anlatıldığı gün okulu asmış olmalılar.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: