Beytepe’den anılar (Volyüm 2)

En son çarşıya ve dolayısıyla insan içine çıkalı yaklaşık 1,5 ay olmuş. 22 Nisan’dan 6 Haziran’a kadar geçen süre içerisinde 100×100 metre karelik bir alanda zamanımı geçirmeye çalışıyorum. Acemilik bitti; usta birliğine geçtim. Rahatım dersem yalan olur; ama çok zorlanıyorum dersem de haksızlık etmiş olurum. Sanırım askerliğin kıvamı benim şu anda yaptığım kadar olmalı maksimum. Tabii sıcak çatışmaların olduğu ve daha stresli bölgeleri bu kıvamdan tenzih etmem gerek.

Günler bir şekilde geçiyor. Bot bağlıyalı yaklaşık 60 gün oldu. Yani askerliğin genel olarak 1/3’ü bitti. Kendi adıma şunu söyleyebilirim ki; sivilde farkında dahi olmadığın güzellikler ve rahatlıkların değerini ancak böyle durumlarda elinden alındığında fark edebiliyorsun. Koltuğa oturmayı, halıya çıplak ayakla basabilmeyi, kumandayı eline alıp zap yapabilmeyi, sinemaya gitmeyi, sahanda yumurta yiyebilmeyi, akşamları canın sıkılınca yürüyüşe çıkabilmeyi ve diğer pek çok ufak şeyi özlüyorsun bolca.

Elbette özlenenlerin en büyüğü sevdiklerin. Karımı özlüyorum çok… Ve ailemi. Ama zaman geçiyor, değil mi? Zaten insanın en büyük motivasyonu da umut. Bir gün bu işlerin biteceği ve özlediğin hayata tekrar döneceğin umudu. Evime, sevdiğimin yanına….

-FIN-

Reklamlar