Bir maruzatım olacaktı komutanım?!

Bir aksilik olmazsa nisan ayında askere gideceğim. Yani önümde yaklaşık sadece 3 hafta kadar bir süre kaldı botları bağlayıp sivil hayatı geride bırakmak için. Hayli uzun zamandır gitmek istiyordum zaten; fakat önce işe girme, daha sonra evlenme ve dolayısıyla rahata alışma gibi sebeplerden ötürü habire öteleyip duruyordum. Ama malum genelkurmaydan kaçış yok. Kaçabilirsin ama kurtulmazsın hesabı… :)

Neyse, bazı şeyleri ayarlayıp hanımı da benim yokluğumda kendini bilime adamasını sağlayınca artık geriye askere gitmekten başka bir seçenek kalmadı. Her ne kadar kendisi “Ben de askerliğimi bir nevi Cardiff’te yapacağım” diyerek ortamı yumuşatmaya çalışsa da bu argümanı pek yemediğimi ifade etmek isterim! :) Netice olarak en hayırlısı da bu olacak gibi.

Fakat askere gitme sürecinde fark ettiğim bir şey var. Askere gideceğimi söylediğim kişilerden karmaşık tepkiler alıyorum. Bir kısmı “Neden? Ne gerek var? Gitmek zorunda mısın?” gibi cevaplaması bir erkek için çok da manalı olmayacak sorular sorabiliyor. Bir kısmı da fırsat bu fırsat diyip kendi askerlik anılarını anlatmaya başlıyor. Malum olacağı üzere bu anıların çoğu pek iç açıcı değil. Dinledikçe içime bir sıkıntı basıyor ağır ağır. O nedenle millete pek söylemek istemiyorum. Halbuki kısaca “Hayırlısı…” dense insana psikolojik olarak bir moral olabilir. Değil mi Güntekin? :)

Advertisements